25 Haziran 2007 Pazartesi

Tarihten iki ayrı coğrafyaya damlayan/iki ayrı yürekte durmadan kanayan/Seydunayla Şahrud/yüreklerin akarken bıraktığı izi/birbirlerinin gözlerinde aradılar/yoktu/iki iklim faklıydılar/ne zaman gözgöze değseler/yangın çıkmayacak denli uzaktılar/yanlızca aynaların dökülen sırına yansırdı /üçüncü bir kente düşmüş suretleri./Şahrud gökyüzü geliniydi/yüzüne bulut inse dolardı masal gözleri/bir soluk rüzgarda bile/usul usul kanardı gelincik bedeni/Seyduna yeryüzü cehennemi/ölüm çağrılı uçurumlarda sınardı sevdasını/yanlız ufuk çizgisinde buluşurlardı/onuda güneş günde iki kez ateşe verirdi/iki iklim ayrıldılar/ya Şahrud dedi Seyduna/gözlerime mermi diye sevdamı sürdüm/ardına bakma gözyaşımla vurulursun/su gibi git/Şahrudun yüzüne keder mayın gibi durdu/ve zaman gözlerini yeşilinde kurudu/hüzün bir buda heykeli gibi çırılçıplak/yüzlerine oturdu/rivayet o dur ki/Şahrud vardığı denizlerde hala/Seyduna türküleriyle uyanmakta/Seyduna Şahrudun gözlerinden kalan/masalla yaşlanmakta...

24 Haziran 2007 Pazar

yaşamın kıyısında gezinmeyi sevenlere

24 haziran 2007 günlerden pazar,bir neşeli gün geçirip,bir neşeli konuşmak,bir neşeli yazmak geliyor içimden.Olmuş ve olacak,yaşanmış ve yaşanacak bütün acılara dertlere,kederlere,sevgilere ve anlara şöyle fiyakalı bir selam verip,EYVALLAH diyerek ve kabüllenerek yaşamın acı tatlı bütün anlarını,içten bir gülümseme göndererek sevgililere ve de dostlara,gönlümden kopardığım sevgi lokmalarını uzatarak merhaba diyorum...